10 Eylül 2024 Salı

Gitme

 

    Bir boşluğun ortasında buldum bir anda kendimi, bir hiçliğin, bir yokluğun. Bir cümlenin böyle bir etkisi olabileceğini hiç düşünmemiştim hayatım boyunca. “Konuşabilir miyiz?” Yer çekildi sanki ayaklarımın altından, bir çatı kalmadı üzerimde. Uzaklaştım olabildiğince ama yine de yetmedi sanırım. Zaman, mekan mefhumlarım yok oldu. Sadece o soru yankılandı zihnimde, gelecek olanların habercisi o soru.

    Bir şeyler oluyor, ben ise dışarıdan izliyor gibiydim. Sanki ruhum bedenimden ayrılmış, uzaklaşmış ve uzaktan kendimi izliyordum. Anlam veremiyordum elbet olup bitene. Olamaz diyordum kendi kendime, bu yaşanıyor olamaz ama oluyordu. Ben ise sadece izliyordum.

               Zihnimden yüzlerce cümle geçiyor, hiçbirini dillendiremiyordum. Sanki dilimi yutmuştum. Dinliyordum, anlam vermeye çalışıyordum. Anlamıyordum. Bir filmden bir sahne izler gibi izledim, seni, kendimi. Sahi ya, filmlerde olmuyor muydu böyle şeyler. Filmlerde olur, ama bize olmaz. Sen beni bırakıp gitmezsin. Ya gidersen?

               Ne yapacağımı bilemiyordum ne söylesem ne yapsam bu konuşma biter, her şey eski haline döner. Düşünüyorum. Bulamıyorum. Söyleyeceklerim bazen yok oluyor, bazen dilimin ucuna kadar geliyor ama çıkmıyor. Söylediklerim zaten fayda etmiyor. İçimde bir yer acıyor, o kadar acıyor ki düğüm düğüm oluyor sanki. Çözemiyorum. Ne düğümleri ne de seni. Çözemiyorum.

               Bazı şeylerin son kez olduğunu bilince insan, yüreğinde bir yara açılıyor adeta. Zihnimden yaptığımız onlarca şey geçiyor o an. Bir elimi uzatıp senin gözyaşlarını siliyorum. Düşünüyorum. Beraber güldüğümüz yüzlerce şeyi düşünüyorum. İlk kez elini tuttuğum anı, ilk kez seni seviyorum dediğim anı, ilk kez senin bana seni seviyorum dediğin anı düşünüyorum. Beraber izlediğimiz filmleri, yürüdüğümüz yolları, geçtiğimiz sokakları düşünüyorum. İlk kez seni öptüğümde dudaklarımda oluşan o karıncalanma hissini düşünüyorum. Dudağın, dudağıma değdiğinde sanki yüreğin yüreğime akmıştı. İlk kez beraber sarılıp uyuduğumuz zamanı düşünüyorum. Kokunu düşünüyorum. Seni kendime çekiyorum o an, yine gözündeki yaşı siliyorum, alnından öperken bir yandan da kokunu içime çekiyorum.

               En zor halini yaşıyorum. Bir daha seni göremeyeceğim, bir daha seni koklayamayacağım, öpemeyeceğim. Seninle sevdiğimiz yolları bir daha seninle yürüyemeyeceğiz. Tek başıma yürümek zorunda kaldığımda da hep seni düşüneceğim. Gerçi ben hep seni düşüneceğimi biliyorum. Zihnimin içinde yer ettin sen, nereye gideceksin ki? Gitme.

               Tamam bu işte. “Gitme!” Sen gitme, kal. Faydası olmuyor, söylüyorum ama. Neden işe yaramıyor ki sözler böyle zamanlarda? Duygularımı gösterebilsem keşke sana, bir ucundan tutup da çıkartsam içimden. Görsen sen de ne var ne yok. Görsen belki gitmezsin. Duymak yetmez mi sana? Bilmek yetmez mi? Duygular nasıl gösterilir ki? Sen yine de gitmesen.

               Çaresiz kalıyorum sen ellerimin arasından kayıp giderken. Bir şey gelmiyor ki elimden. Halbuki seni sarsam, kollarıma alsam ve hiç bırakmasam. Kapıyı açıyorum, çıktığını izliyorum, uzaklaştığını… Bekliyorum. Geri gel demek istiyorum, gitme demek istiyorum. Kelimeler boğazımda diziliyor resmen. Söyleyemiyorum. Sen gidiyorsun, ben kapıyı kapatıyorum arkandan. Keşke kapıyı açsam ve orada olsan. İlk kez geri gelmeyeceğini bile bile yolcu ediyorum seni. Halbuki daha önce yolcu etmiştim ben seni. O zaman görüşürüz demiştik, sen geri gelmiştin. Geçip ilişiyorum koltuğun bir kenarına, minder gibi duruyorum öyle amaçsız. “Görüşürüz” diyorum kendi kendime, bir umut geri gelirsin belki diye.

               Etrafıma bakıyorum. Sen yoksun, eşyaların yok. Kokun bile bu kadar çabuk mu terk etti cidden beni? Bu kadar hızlı olacağını düşünmüyordum. En azından o kalır benimle diye umut etmiştim. O bile bıraktı gitti beni. Ben şimdi ne yapacağım? Sen benim her şeyim olmuştun. Sevgilim, ailem, dostum, en yakınım. Bundan sonra seninle konuşmayacak mıyım ben? Başıma gelenleri kime anlatacağım? Dedikoduyu kiminle yapacağım? Kiminle güleceğim, kiminle ağlayacağım, kime sarılıp uyuyacağım? E ben kiminle hayal kuracağım? Kurduğum hayallerin içinde hep sen vardın, hayallerden de gidecek misin ki? Hayallerden gitmesen bari. O kadar köpeğe ben tek başıma nasıl bakacağım ki o koca evde eğer sen hayallerden de gidersen? Ben yapamam tek başıma. Sen hayallerde de olsa kal. Hem daha o evin tarzı için yeterince tartışmadık ki. Ben şarkılarda seni bulduğum zaman, sen de beni düşünecek misin acaba? Yoksa hiç aklına bile gelmeyecek miyim? Peki sen hayallerinden çıkardın mı beni? Orada da yok muyum?

Gittin, değil mi?

Gittin.

Keşke gitmeseydin.

“Konuşabilir miyiz?” demiştin oysaki.

Bir daha hiç konuşmamak üzere gittin.

Ben şimdi ne yapacağım?

***

“Gitme, gitme, gitme kal bu şehirde

Gitme, gitme YAZIK OLUR BİZE”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder