3 Aralık 2011 Cumartesi

hadi sen kapat... hayır aşkım sen kapat...


-          Hadi kapat aşkım.
-          Hayır sen kapat sevgilim.
-          Hadi o zaman üç deyince kapatalım olur mu?
-          Olur… 1, 2, 3
…..
-          Ya aşkım kapatmadın ama yaaa ehehehhe.
-          Ama sende kapatmadın aşkım.

Yukarıdaki konuşmayı yapan çift şu anda ölü. Aşırı dozda vıcıklıktan öldüler. Şimdi asıl konumuza gelebiliriz. Sanıyorum bir süre daha, en azından bundan da sıkılına kadar, ilişkiler hakkında yazmaya devam edeceğim. Bunun nedenini bende bilmiyorum ama gözlemlerimi aktarmak hoş olabilir. Hee içinizde sen kimsin ki ilişkiler hakkında yazıyorsun diyenler varsa fog koyarım biline. Okumayabilirsiniz.
Her neyse… Yukarıdaki konuşma “buldumcuk” tabir edilen çiftlerin bir telefon görüşmesinden alıntıdır. Yok lan değildir; tamamen “buldumcukları” düşünerek ben uydurdum bunu. Buldumcuklar, gördüğünüz üzere artık tırnak içinde değil, ilişki yaşaması yasaklanması gereken bir türdür. İlişkiyi kendi içlerinde yeterince vıcık vıcık yaşamıyorlarmış gibi bir de çevrelerini işin içine katarlar.
Örn:
-          Aşkım sen ne tatlısın ya?
-          Ama sende çok tatlısın aşkım… Öyle değil mi Öznur allasen bi baksana şuna.
-          (Öznur) Yaa. Evet. Hı hı.
Buldumcuklar bir sonraki evrede ilişkilerinin ne kadar düzgün olduğunu(!) etrafındaki insanlara göstermeye başlarlar. Birbirlerine yazdıkları mesajları en yakın arkadaşlar mutlaka okur. Ya da alınan hediyeler özenle bir bir gösterilir. Bunların arasında öyle bir tanesi vardır ki inanılmaz derece de iticidir.
-          Ya abi inanabiliyor musun? Resmen kendi elleriyle bana atkı örmüş yaa?
-          Örerim tabi ki aşkım. Sen benim her şeyimsin.
-          Sende benim her şeyimsin.
-          (Masada ki üçüncü şahıs.) hııı.
Buldumcukların ilişki evreleri genellikle hızlı gelişir ve hızlı sonuçlanır. Buldumcuklar genellikle ilişkinin sonunda dargın olarak ayrılırlar ve ortak arkadaşlara birbirleri hakkında yakınırlar.
Örn:
-          Abi resmen inanılmaz sıkıcıydı yaa. Düşünebiliyor musun sürekli dip dibe, yanak yanağa falandık yani. Beni darmaya başlamıştı bu ortam. O yüzden de ayrılmak en iyisi oldu. Zaten bir şey diyeyim mi? Ben daha iyilerine layığım. Eheheh.
-          (ortak arkadaş. (ulan hani seviyordun))

Buldumcuk 2:
-          Ya Aykut, Alinin böyle bir şerefsizlik yapmış olmasına hala inanamıyorum. Ondan hiç beklemezdim zaten en baştan beri pek ısınamamıştım…
-          Hea?
-          Yani ne bileyim hep bir mesafe vardı. Sen Aliyle hala görüşüyor musun?
-          Iıı şey. Hı hı. Evet.
-          Ay inanmıyorum Aykut yaa nasıl görüşürsün o şerefsizle.
Buldumcukların en büyük problemlerinden biri de ortak arkadaşların bir türlü paylaşılamamasıdır. Ayrılık sürecinin tek sancılı yanı budur. Başka bir şey yoktur.
İlişkiler ilerledikçe farklı özellikler belirmeye başlar. Mesela gayet “normal” bir çift giderek tuhaflaşmaya başlayabilirler. Fazla uyumlu olmak bir süre sonra sorunları beraberinde getirir. Ee her şey kararında güzel sonuçta. Tamamen şimdi uydurduğum bir isimle bundan sonra bu çiftlere Evrimcikler deme kararı aldım.
Evrimcikler ilişkilerine gayet normal ve buldumcukların aksine kimseyi tiksindirmeden başlarlar. Evrimcikler ilişki ilerledikçe evrilir farklı insanlara dönüşürler. Aralarındaki uyum bir süre sonra rahatsızlık verici olabilir. Evrimciklerin en büyük sorunu aslında mükemmel uyumu yakalamak için harcadıkları çabadır. İki bireyde birbirini değiştirmek adına sinsi ataklarda bulunur ve diğerine belli etmeden kafasındaki kişi ile onu bütünleştirmeye çalışır. Evrimciklerde genellikle kafada yaratılmış bir imaj bulunur. İlişkinin en başlarında karşıdaki kişi en uygun kişidir ama zamanla öyle olmadığı anlaşılır. Bunu ilk duymak zorunda kalan da yakın arkadaşlardır.
Örn:
-          Yani Selma gerçekten inanamıyorum. Ne dedim ki ben ona da kızdı şimdi anlamadım valla. Alt tarafı geçenlerde sana da bahsettiğim sergiyi gezmeye gidelim dedim. Ne var yani bunda? Kötülük mü ettim?
-          Ama canım benim zaten en başından beri Berk öyle bir insan değildi ki. Hatırlasana birinci ayınızda seni basketbol maçına götürmüştü.
-          Ayy evet yaa. birde atıp tutuyordu ben resim çok severim vs vs diye.
-          Kızım sende inandın mı yani? Ay sende bir safsın.
-          Yaa aslında sever öyle şeyleri daha öncede gittik biz sergiye bayılmıştı.
İşte evrimciğin kaçırdığı nokta burasıdır. Evrimcik 2 büyük olasılıkla sergiye bayılmamış hatta nefret etmiştir ama ilişkinin cicim dönemlerinde böyle bir şeyle evrimcik 1’in karşısına çıkmak istememiştir.

Bir diğer grubumuz ilişkiyi 2 kişiyle sınırlamayanlar. Yanlış anlaşılma olmasın açık ilişkiden falan bahsetmiyorum. İlişkiyi 2 kişi yaşayamayanlar. Bu grup genellikle uzun süredir birlikte olan çiftleri kapsar ama yine de istisnalar kaideyi bozmaz elbet. Baş başa kalınca paylaşılabilecek şeylerin sayısı azaldıkça ilişkideki kişi sayısı da artar. Tabi görsellik dışında paylaşacak bir şeyleri olmayan çiftleri de bu gruba dahil edebiliriz. Ben yine tamamen bir taraflarından uydurduğum bir isimle bu grubu arkadaşçıllar olarak adlandıracağım. Arkadaşçılların en büyük problemi artık paylaşacak bir şeyin olmaması bu nedenle sürekli etrafta konuşacak başka birinin bulunması gerekliliğinden doğan kalabalıktır.
Örn:
-          Aşkım sinemaya mı gitsek bu akşam ya.
-          Olur aşkım. Dur benim bilgisayar açık hemen film seçelim.
-          Ayy aşkım şu romantik komedi filmine gidelim yaa..
-          Ya gitmesek olmaz mı? Baydım artık romantik komedi izlemekten.
-          Yaa aşkım. ( üzgün surat)
-          Tamam tamam. Hadi hazırlan.
-          Dur aşkım dur. Önce ben bir Öznur’u arayayım. O da Berki alıp gelsin. Çok güzel olur yaa. bayadır dördümüz takılmamıştık.
-          Evet yaa süper fikir. Onları da ara. En azından film sıkarsa Berkle bira falan içeriz.
-          Olur valla. Ay ne giysem aca…
Arkadaşçılların sorunu büyüktür aslında ama genellikle görmezden gelinir.
Arkadaşçıllardan arkadaşları için tehlike oluşturan başka bir çifte geçelim dedikoducugiller. Dedikoducugiller çift olarak herkesin hakkında her şeyi söyleyebilecek olan türdür. Gizli gizli, sinsi sinsi, saman altından su yürütülerek fitne fesat itina ile sokulur. Eğer dedikoducugil 1 birini sevmiyorsa dedikoducugil 2 de aynı kişiyi sevmemekle yükümlüdür. Bu tarz ilişkilerde genellikle çok belirgin bir dominant taraf olur.
Örn:
-          Yani şu Öznur’a inanamıyorum. Nasıl yapar böyle bir şeyi hayatım ya? Sen git benim aldığım elbisenin aynısını al. Birde üstüne üstlük partide giyeceğimi bile bile git giy. Ama biliyorum hep Selma denilen o kız yapıyor bunları Öznur ile arma girmeye çalışıyor.
-          Haklısın hayatım. Zaten siz Selma ile küstüğünüzden beri Öznur bir tuhaf davranmaya başladı.
-          Dimi ? Ah Selma ah. O var ya o az değil. Ama ben bilirim yapacağımı. Bende Merve ve Furkan ile buluşacağım yarın her şeyi bir bir anlatacağım. E tabi ki sende geleceksin.
-          Gelmem mi aşkım! Seni yalnız bırakır mıyım hiç? Ehehehe.
Bir diğer türümüz ise sevişgenler. Sevişgenler kafe, bar, sokak, sinema salonu vs ayırt etmeksizin yiyişme potansiyeline sahip olan çiftlerdir. Kendi kendilerine geçinip giderler. Pek sorun yaşamazlar, sorunu onlarla takılmak zorunda olan arkadaş çevresi yaşayabilir. Diyalog yazmama gerek yok sanırım.
İlişkinin türü her ne olursa olsun, herkes mutlu olsun. Ve dışarılarda bir yerlerde hala “soulmate, the one” hikayesine inanan birileri varsa durmayın arayın belki ararken şirinleri de bulursunuz. İyi şanslar!

P.S: Soulmate, The One, Mr./Mrs. Right gibi bişi bulan olursa harbiden bana da haber versin. Bende yolunu öğreneyim şu zımbırtının.

1 yorum:

  1. olmuş:))çok eğlendim ozi:)herkes -cik -cuk evrelerini yaşar aslında,az-çok,zaman zaman... soulmate ya da right man olmasa dahi -cik -cuk evrelerini aşanlarda bir gelecek vardır kanımca :)

    YanıtlaSil