Merhaba sevgili okurlarım. Tahminen 5 kişi falan
olduğunuzu düşünüyorum :D
Yukarıda bulunan cümleden de anlaşılabileceği üzere bugün ilişkilerin
farklı bir evresini inceleyeceğiz sizinle birlikte.
Bir ilişkinin en sancılı dönemleri bireylerin birbirlerinin
hayatına dahil olmaya çalıştığı dönemlerdir. Zaten bunu başarabilmek bir
mesele. Sen iki ayrı hayatı alacaksın, ortak noktalar yakalayacaksın, o ortak
noktalarla beraber eğlenmeyi, mutlu olmayı deneyeceksin vs. Bir de bu ortaklar
noktalar ne kadar çok olursa iyi falan falan. Ee daha başka? Oldu canım. Bende robottum
zaten hemen öyle alışıverecektim. Dur bi bakayım beyinlerimizi eşleştirelim,
bakalım neymiş ortak yönlerimiz? Aaa olmaz ama canım onun altında çıktı, bu
nedenle ayrılmalıyız seninle.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de hayata dahil olma çabasının
en acıklı noktası vardır ki genellikle iyi sonuçlanmaz. Sevgiliyi (ya da
adayını) arkadaşlarla tanıştırma.
Genellikle bu durum boşa bir çabadır. Sevgiliyi arkadaşlarla
tanıştırırsın. Onların da arkadaş olmasını hatta birlikte iyi vakit
geçirmelerini istersin. Ama mutlaka bir sorun çıkacaktır. Hatta genellikle
böyle durumlarda sevgili ile arkadaş arasındaki tek ortak nokta maalesef ki sen
olursun. Ee işte o zaman ne yapmalı? Valla bende bilmiyorum. Neyse.
Arkadaşlar: Arkadaşlar candır ciğerdir. Sevgili bulana kadar
hayatında aşk ve cinsellik hariç her boşluğu doldururlar. Ee friends with
benefits değilse tabi durum. Ehehe. Neyse. Sürekli dip dibe olursun. Hayatının her
ayrıntısını paylaşmaya çalışırsın. Kimisi ile çok sıkı fıkı olursun, kimisi ile
sadece aynı ortama girince konuşursun vs vs.
Öyle bir an gelir ki kendini ve onları test etmek zorunda
kalırsın. Özellikle bu durum “Kanka” tabir ettiğimiz dostluklarda daha rahat
gözlemlenebilir.
Bir adet sevgili bulunur. Bu sevgili ile vakit geçirmeye
başlanır. Hooop. Varan bir. Sevgilinle vakit geçiriyorsun. Ee bu zamana kadar o
yoktu lan. Kanka vardı sadece. Şimdi sevgili dediğimiz kişi kankana ayırdığın
vakitten çaldı mı? Çaldı.
-
Alo… Kanka ne haber yea?
-
İyidir kanka senden ne haber.
-
İyi valla moruk, (moruk mu çok demode lan)
nolsun. Bildiğin gibi. Bak ne diyeceğim. Bu akşam çıkıp dağıtalım biraz.
-
Yaaa kanka benimkiyle buluşacağız. Ona sözüm
var.
-
Vaaayy vaaayyy tamam kardeşim öyle olsun.
-
Yaa kanka yapma bea.
-
Yok yok kardeşim. Tabi sen takıl sevgilinle. Ben
de gider yalnız takılırım.
-
Ama kanka ba…
-
Tamam kardeşim ben kapatıyorum. İşim var.
Ee noldu şimdi? Kapandı mı
telefon suratına? Neyse dur daha bitmedi. Gün geçtikçe, eğer uyumda yakalanırsa
sevgili ile geçirilen vakit artar. Kanka ile geçirilen vakit azalır. Ee eğer
birde aşık olunuysa falan kanka ile geçirilen vakitte sevgiliden bahsedilir. Kanka
haliyle durumu biraz kıskanır.
-
Kanka var ya bir deli aşık olmuşum sorma ya.
-
Belli belli. Gözlerinden anlaşılıyor.
-
Hadi be! Yaa geçenlerde sinemaya gittik. Hani sen
aramıştın yaa ben gelemem demiştim.
-
Eeee!
-
Kanka yapma ya mutluyuz şurada. İşte oğlum böyle
filmin tam orta yerinde kafasını dayadı omzuma. Resmen böyle kalbim duracaktı. Çok seviyorum
lan.
-
Abartma oğlum görende bir şey oldu sanacak. Kız alt
tarafı kafasını dayamış omzuna…
İşte bu diyaloglar kankanın sevgilisine sinir olmanın
göstergesidir. İşin birde öteki boyutu var tabi ki.
Sevgili. Bu kişi genellikle ilk dönemlerde ilişkini kanka
boyutundan uzak tutulan kişidir. Ama zamanla bir kankanın varlığını kendisi de fark
edecektir.
Olaylar şöyle gelişir. Sevgili adayları baş başa kahve içip
sohbet etmektedir, telefon çalar. Sevgili 1 bir süre konuşur ve kapatır.
-
(S2) Kimmiş canım?
-
Hakan ya. Öylesine aramış işte. Napıyorsun ne
ediyorsun diyor. Selam söyledi sana da.
-
Hmm. Oldu.
Ee haliyle sevgililerin muhabbeti bölünmüştür ve sevgili 2
bu duruma sinirlenmiştir. Bu olay neredeyse her buluşma da arama, mesaj veya
bahsi geçme şeklinde devam eder. Uzun süre sevgilisi olmamış ya da vaktinin
çoğunluğunu kankası ile geçirmiş olan sevgili 1 çenesini tutamaz iş kankaya
geldiği zaman.
İşin daha da karıştığı zamanlar vardır. Mesela kız arkadaşın
kankası erkekse ya da erkek arkadaşın kankası kızsa durum daha ziyade
kıskançlığa dönüşür. Böylesi durumlar da yukarıda bahsettiğim hareketler daha
bir göze batar. S2 bu hareketleri ilişkiye indirilmeye çalışan bir darbe olarak
algılar. Zamanla bunlar sinir bozucu bir hal almaya başlar. S2 içten içe kanka
ile tanışmak ister, hatta kafasından düşünceler geçer.
-
Hayatım bak bu Aslı. Hani sana bahsetmiştim ya. Kankam.
Kanka bak bu da Simge. Ehehe. Hadi siz tanışın kaynaşın ben bi lavaboya
gideyim.
… Bir süre sessizlik…
-
Eee
nasılsın?
-
(S2) Bana baksana kızım sen. Hakanı sürekli
arıyorsun benimle birlikteyken. Bakışlarını da görmedim zannetme.!
Tam bu esnada S2 kurduğu hayalden gerçek dünyaya döner çünkü
gerisi pek iç açıcı olmaz.
Ee artık zamanı gelmiştir. S1 teklifi gerçekleştirir ve S2
ile kankayı bir araya getirmeye çalışır. Tabi ki her iki tarafta bu duruma çok
hevesliymiş gibi gözükür. Zavallı S1 buna inanır. Her şeyin çok güzel
geçeceğini ve S2 ile kankanın muhteşem anlaşacağını falan düşünür. Lakin işler
pek öyle olmaz. Zavallı S1. Ayık ol.
-
Kanka bak sana bahsetmiştim. Bu Simge. Bak hayatım
bu da Emre.
-
(E) Merhaba.
-
(S2) Merhaba, memnun oldum Emre. (samimiyetsiz
bir şekilde el sıkılır.)
-
Bende memnun oldum Simge. (samimiyetsiz bir
gülüşle memnuniyet belli edilir.
-
(S1) E anlat bakalım Emre? Ne var ne yok?
-
Yaa nolsun. Görüşemiyoruz bu sıra pek. Ee tabi
artık senin sevgilin var. eheheh. O yüzden olup bitenleri ancak böyle sonradan
sorarak öğrenirsin ehehehe. (bir süre sessizlik)
-
(S1) Eee hayatım, Emre’ye anlatsana geçen gün
sinemada başımıza geleni.
-
(S2) Ne gerek var canım. Zaten o kadar komik bir
şey değildi. Emre’yi de sıkmayalım. ( bir süre sessizlik. Bu sefer atak
kankadan gelir.)
-
Eee siz nasıl tanıştınız?
-
(S1) yaa abi bak şimdi ben bankaya gidiyordum. Banka
da sıra…
-
(S2) Bankada sıra beklerken telefonumu düşürdüm.
Hakanda yerden aldı uzattı. Ben de teşekkür ettim, öyle sıra beklerken sohbet
ettik falan. İlk görüşte aşk yani. Ee Senin kız arkadaşın yok mu Emre? (Ortam
buz kesti. Bu iş yaş S1)
Bir buluşma böyle noktalanır. Sonraki günlerde önce kankadan
sonra sevgiliden görüş alınır.
-
Ee kanka nasıl buldun Simge’yi? Çok şirin kız
değil mi?
-
Yaa sorma sorma.
-
Noldu oğlum sevmedin mi?
-
Yaa boşver. Söyleyip kötü olmayayım şimdi.
-
Oğlum söylesene.
-
Yaa oğlum nerden buldun Allah aşkına bu şımarık
kızı? Ne olduğu belli değil. Yok bilmem nerden mezun olmuşta, yok ailesi bilmem
ne kadar zenginmiş de falanmış filanmış.
-
Hıı!
-
Yaa bırak Allah aşkına Hakan şımarığın teki.
S1 bundan da ders almaz ve sevgiliye de sorar. Sevgili temkinlidir.
- Hayatım nasıl buldun Emre’yi? Çok cana yakın
değil mi?
-
Aaa. Evet canım. Gerçekten şakacı, tatlı dilli
biri.
-
Değil mi?
-
Ya ya. İnanılmaz eğlendim. Allah seni inandırsın
o bana iğneleyici konuşmaları falan. Çok komik yani!
Sevgilinin temkinli olma sebebi “hayatına bir gireyim de ben
o Emre denilen kazmayı yontarım” düşüncesidir.
Sonuç olarak;
S1’in pozisyonuna düşmemek için arkadaşlar ile sevgili
arasındaki dengeyi iyi sağlamak gerek. Bu iş biraz bıçak sırtı. Terazi gibi,
iki kefeye de eşit ağırlık yüklemeli. Beceremezsen yandın. Sevgilimin kankası,
kankamın sevgilisi temeline dayanan ilişkiler kurulur. Eğer kanka sevgiliden ve
ya sevgili kankadan hoşlanmazsa işin iş. Diyeyim ben sana şimdiden sorumluluk
benden çıksın. Ee iyi şanslar!
PS: Emre aslında benim. Arada sırada S2 olduğumda olur. Tabiatım
çirkef. Evet.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder